Harry Potter Filmlerine Dair Çarpıcı Yazılar

İlk filmden bugüne serinin yönetmenlerinden yola çıkarak Harry Potter’ın serüvenine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz?

 

 

Yönetmen koltuğundan kimler geldi, kimler geçti

 


 

Harry Potter serisinin filme çekilecek olması, hem edebiyat hem de sinema dünyasını uzun süre meşgul etmişti. Herkes merak ediyordu: Filmi kim çekecekti, atmosfer ne kadar başarılı yansıtılacaktı, bu derece fantastik bir dünyada yer alacak oyuncular kimler olacaktı… Ve sounda filmi pek çok sinemaseverin Gremlins’lerden hatırladığı Chris Columbus çekti.

 

 

İlk iki film olan; Harry Potter ve Felsefe Taşı ile Harry Potter ve Sırlar Odası’nın yönetmenliğini üstlenen Chris Columbus sinemada Hollywood’un kendine özgü anlatım dilini kıramadığını, esere fazla bağlı kaldığı için eleştirildi. Yönetmenin bu yaklaşımında şüphesiz sadık okuyucuyu sinema perdesine daha çok çekmek  ve filmi çocukları korkutmadan izlettirmek düşüncesi hakimdi.

 

 

Columbus ayrıca  başta çocukların karakterlerindeki derinliği, kitabın geçtiği atmosferi tam olarak anlatamamakla da eleştirilmişti.  Elbette böyle düşünmeyenler de vardı. Onlara göreyse Columbus, çok zor bir işin üstesinden gelmiş, çok başarılı bir produksiyon tasarımıyla, kitabı da gölgede bırakacak bir dünya yaratarak şahane bir işe imza atmıştı. 

 

 

Üçüncü film olan olan Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’na geldiğimizde ise bu sefer yönetmen koltuğunda Alfonso Cuaron vardı. Serinin bu filmi izleyiciyi şaşırtan, sert bir geçişi beraberinde getiren, farklı bir atmosferin yaratıldığı bir film oldu. Pek çok eleştirmen için serinin en başarılı filmi kabul edilen Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’nda karakterler daha derinlemesine ele alınmış, sinema izleyicisine daha çok hitap eden bir film olmuştu. 

 

 

Serinin dördüncü filmi olan, Harry Potter ve Ateş Kadehi’ne baktığımızda ise filmin Mike Newell imzası taşıdığını görüyoruz. Newell, çok beğenilen Cuaron filminden sonra epey zor bir görevi üstlenmişti. Fakat sadık izleyici tarafından onun da yarattığı atmosfer genel olarak başarılı bulundu. Ancak eleştirmenlerin çoğuna gore, film sınıfı geçememiş;  görsel olarak zayıf kalarak, izleyiciyi hayal kırıklığına uğratan bir film olmuştu.

 

 

 

Beşinci film olan Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı ile artık David  Yates ile devam edecek bir Harry Potter fırtınasının içine girmiş olduk. Yates’de bol bol aldığı övgülerin yanı sıra olumsuz eleştirilerden de payını aldı. Yates genel anlamda, karakterleri çok derin çizmeyip, aralarındaki çatışmaların nedenlerini çok aktarmayan ama görsel anlamda çok başarılı bir film çıkaran bir yönetmen olarak yazılıp, çizildi. Öyle ki beşinci filmden sonra serinin diğer filmlerini de çekmesi için yapımcılar peşine düştü.

 

 

 

 

Serinin altıncı filmiş olan Harry Potter ve Melez Prens’e geldiğimizde olan Harry Potter ve Zümrüdüanka Yolculuğu’ndan  Yates’i tanımış olan seyirci, filmdeki atmosfere, karakterlerin  nasıl ele alındığına artık aşinaydı.

 

Kısaca, baktığımızda görüyoruz ki; Harry Potter efsanesi, her  yönetmenin elinde izleyiciyi şaşırtacak kadar farklı kurgulanmış, romana ek olarak yönetmenlerin kendi içlerindeki fantastik dünyayı fazlasıyla dahil ettikleri, büyülü bir yolculuk. Ancak bu durum önemli bir sorunu beraberinde getiriyor: Sinemasal dil anlamında filmleri incelediğimizde aralarında kurulmuş bütünsel bir dilden söz edemiyoruz.  

 

Bu sorun; kimi zaman romana çok sadık, kimi zaman da romandaki kırılma noktalarını bile filme taşımayan, yer yer karakterleri geçiştiren yapımların ortaya çıkmasına neden olmuş. 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: